Önceki hafta sonu Büyük Ada'ya gidelim dedik ve attık kendimizi dışarı. Ada vapurunu son anda yakaladık. Daha sonra üst katta açık havada bulduğumuz ilk yerlere oturduk. Çocuklar da vapurda gezmeye başladılar. Halaları gelmişti Samsun'dan, o da onların fotoğraflarını çekiyordu. Daha sonra vapurun arka tarafına manzaralı bir yere geçtik. Tabi benim kurtlu oğlum yine oturamadı yerinde. "Hala yerimi tut" deyip gitti. O sırada vapur yavaşlamış, Heybeliada iskelesine yanaşıyordu. Burada yolcu indirip Büyükada'ya geçecekti. Benim sevgili oğlum geldiğimizi sanıp, inmiş vapurdan. Eşim de kızımla beraber kenardan bakıyorlarmış. Derken vapur hareket edip uzaklaşmaya başlayınca, iskeleden deli gibi iki kolunu açmış sallayarak "Babaa" diye bağıran bir çocuk görmüşler. Tabi ki bu benim yaramaz oğlum Volkan'dan başkası değil. (Çok manidar; şu anda Sezen Aksu "Ada Vapuru Yandan Çarklı" diyor bana...:) Eşim hemen kaptan köşküne çıkıp, kaptanın iskeledeki görevlilere bilgi vermesini sağladı. Başta almamıza karşı çıksam da, yanında cep telefonu olduğu için sevindim. Önce yanında olmadığını düşünmüştüm. Çünkü hiç şarjı dolu olmaz veya yanında olsa bile bana taşıttırır :) Neyse ki arayıp ulaşabildik bu sefer ona. "Bekle, seni almaya geleceğiz" dedik. Daha sonra görevliye vermesini istedik telefonu. Bizim gidip gelmemiz daha çok zaman kaybettireceği için, görevliden Volkan'ı, bir sonraki Büyük Ada vapuruna bindirmesini rica ettik. Bir saat sonra Volkan sallana sallana ve de sırıtarak yanımıza geliyordu. Aslında hiç endişelenmedim. Çok hareketli bir çocuk olduğu için, daha önce defalarca markette kaybolmuş, kendi kendine danışmaya gidip anons ettirmişti :) Biz de her seferinde bu kesin bizimki diye gittiğimiz danışma bölümünün içinde Volkan'ı dans ederken bulmuştuk :)
Çok güzel yerler vardı. Yine fotoğraflar çektik. Yemeklerimizi yedik. Çocuklar birkaç ağaca tırmandı ve dönüş vakti geldi. Arabaya doğru giderken, benim sabırsız oğlum yine bizden önce yola fırladı. Zaten sürekli "bu yokuştan aşağıya ne güzel gidilir" deyip duruyordu ki, biz "hayır oradan değil" diyene kadar yokuştan bıraktı kendini scooterıyla... Gözden kaybettiğimiz için arabayla aramaya karar verdik. Tam O'nun indiği yokuşun başına gelmiştik ki, başında bir güvenlik görevlisiyle köşede oturuyor, bize gülümsüyordu. Hadi gel dediğimde, güvenlik görevlisi bana "fena yaralanmış" dedi. Yanına gittiğimde gördüm ki, dizi çok kötü sıyrılmıştı. Biraz da omzu... Hemen arabaya binip, bir eczanede pansuman yaptırdık.
Ama çok zevkliydi diyor, hala :) Aşağıya doğru inmeye başlamış ve çok hızlanmış, duramamış. Bir de düşerken "her yer ne kadar bulanık görünüyor diye düşünüyordum" diyor :) Üstelik o hızda düşerken şarkı da söylüyormuş, everybody dance now :) Sadece sıyrıklarla atlattığı için şanslıyız. Karşıdan araba da gelebilirdi... Allah'ım sen oğluma akıl fikir ver, bize de sabır...
Not 1: Volkan, Ağustosta 11 yaşına giriyor. Lara, 6 yaşında.







