Hayal gücü ve yaratıcılık, bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırı var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar...
A. Einstein
boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2013 Cumartesi

Ev

Evim evim güzel evim :)
Bu evi çalışırken çok keyif aldım. Nasıl yapacağıma karar vermek biraz zor olsa da, bittikten sonra çok sevdim... Bu ne diye merak edenleriniz vardır diye açıklıyorum, bu bir kutulu kağıt mendillik efendim :) Hani mendili çekince içinden bir tane daha gelir ya, hah, işte ondan... Bacasından mendil çıkacak yani :)

Önce her yerini zımparalayıp, bir kaç kat beyaz renge boyadım ve kurumasını bekledim.

Sonra budak doku yapacağım için üzerine bir kat da sütlü kahve rengi uyguladım. Yalnız, boyaya bir miktar Glaze Medium katarak, boyanın çabuk kurumasını engelledim. Böylece ben budak doku yapma aparatıyla çalışırken, boya da kurumayacak ve bana izin verecekti. Bu izne gerçekten ihtiyacım vardı :) İlk kez budak dokusu çalışacağım için, yap boz tahtasına döneceğini kestirebiliyordum :) Şaka bir yana, bu medium mutlaka gerekli...
İkinci rengi uyguladıktan sonra, aparatı boyalı yüzeyin üst tarafından başlayarak aşağı doğru çektim. Tam bir budak görünümü vermek için, arada bir, bileğimi hareket ettirerek dairesel şekillerin oluşmasını sağladım. Düzgün bir görünüm elde edene kadar, fırçayla boyayı düzeltip, tekrar tekrar denenebiliyor. Ben de defalarca öyle yaptım zaten :) 
Her yüzeyi ayrı ayrı boyayarak çalıştım. Yani ikinci rengi tek seferde uygulamadım. Bir yüzeye doku verdikten sonra diğer yüzeyi boyadım. 
Budak doku aparatının fotoğrafını çekmemişim ama bütün yapı marketlerde satılıyor. 

Budak doku oluşturma kısmı çok zevkli. Biraz el alışkanlığı da gerektiriyor. Benim bu ilk denemem... Objenin çatısı beni biraz zorlasa da, aldığım en iyi sonuç bu oldu :)

Çatısı için de epey düşündüm. Kırmızı bir çatı yapma fikri de geldi evdekilerden :) Fakat benim aklım, daha önce Ece'nin taa 2011'de yayınlanan programda yaptığı evde kalmıştı...
Nasıl da güzel ama değil mi? Bu fotoğrafı bulabilmek için Ece'nin blogunda epey dolaştım. Şikayetçi değilim elbette, benim için zevkti :)

Neyse efendim, çatısını da fistoları sıra sıra silikon tabancasıyla yapıştırarak bitirdim. Kalan hamurumdan bir kalp yaptım ve kırmızıya boyayarak çatıya yapıştırdım.
 Daha sonra da bütün yüzeylere hamur kabartma ve dekupaj uygulayarak bitirdim. Tabii ki verniklemeyi de ihmal etmedim. 
Yalnız Ece'nin evini görünce, bir şey fark ettim. Benim evimin kapısı yokmuş :) 

Herkese sevgi dolu bir evde mutlu bir hafta sonu dilerim...



24 Ocak 2012 Salı

Strafordan Kapı Süsü

 Straforlarla oynadım biraz :) Banyonun tavan kaplamasından artan parçalar hiç atılır mı? Atamadım tabii :) Bir süre beklediler. Sonra yeter bu kadar dedim. Her yerde "ben bundan bir şey yaparım ki!" dediğim malzemeler dolu.

 Durumum aynen budur :) Ve bu civcivin "ben" olma ihtimali çok yüksek :)

Geçelim bu çok muhteşem kapı süsümün yapım aşamalarına :) Straforun desensiz olan arka yüzünü kullandım. Önce pergel yardımıyla daire çizdim. Tabakla da olabilir. Sonra iç kısmına bir daire daha çizip, çizdiğim yerlerden, maket bıçağı ve  kretuvar yardımıyla kestim. Böylece çelengin zeminini oluşturmuş oldum. Yanında başka desenler de kestim. Bunları da, yine straforun üzerine kurşun kalemle çizip keserek elde ettim. Ne yapacağıma tam olarak karar veremediğimden, değişik şekiller kesip denedim.
 Kestiğim çelengi kırmızıya boyadım. Banu ablam strafor tabaklardan bir şeyler yapmıştı. Ona yaptığım yorumda, bu strafor plakalardan bahsetmiştim. Peçete transferi yapma fikrini de Banu ablam verdi. Ben de önce kalp düşündüğüm için, kalplere peçete transferi yaptım. Ama sonra, vazgeçtim.

Kuş ve kuş evi yapayım dedim. Kestiğim kuş ve evine yine peçete transferi yaptım. Kestiğim HOME yazısının üzerine tutkal sürüp, sim döktüm. Aslında EVİM de yazabilirdim ama "İ" harfi beni zorlayacaktı, bu yüzden vazgeçtim. 
Daha bir sevimli olsun diye, kırmızı zeminin üzerine fırçanın arkasıyla puantiyeler yaptım. Sonra kestiğim figürleri silikon tabancası yardımıyla yapıştırdım. "O" harfinin üzerine de kalplerimden bir tanesini eklemeyi unutmadım. Ne de olsa eşimin isminin baş harfi :)
Vernikledim ve en son olarak da elimdeki en uygun kurdeleyi bağlayıp bitirdim. Biraz küçük bir kapı süsü oldu. Çelengi biraz daha büyük kesebilirmişim. Bu deneme oldu zaten. Elimde daha strafor var. Onlardan yine yaparım belki. Veya başka şeyler de olabilir. Fikirlere açığım...
Fotoğraf çekimi sırasında bizim meraklı Pati Bey, kendini objektifin önüne attı. Kokladı, denetledi ve onay verdi :)
Herkes ahşap kesiyor, ben de imrenerek seyrediyordum. E ben de strafordan kestim rahatladım :)

22 Kasım 2011 Salı

Peçete Transferi İle Saksı Süsleme

Arkadaşıma hızlandırılmış kurs verdiğimi yazmıştım burada. Daha sonra da yaptıklarımızı paylaşmıştım sırayla. O güne ait bilmem kaçıncı çalışma ile karşınızdayım yine :) Sizlere de fikir olacağını düşünüyorum.
Bu plastik saksılar arkadaşımın evinde vardı ve süslemek istediğini söyledi. Hemen uygun peçeteleri bulup kestim. Daha sonra kestiğim peçetelerin beyaz olan iki katını ayırıp, sadece desenli kısmını bıraktım. Peçeteleri peçete tutkalıyla, fırçamı ortadan dışa doğru hareketlerle yapıştırdım. Saksı açık krem rengi olduğu için boyamaya gerek kalmadı. Eğer koyu renk olsaydı, mutlaka beyaz veya krem rengi gibi açık bir renge boyamak gerekiyor. Yoksa peçetenin renkleri ortaya çıkmıyor.

Peçete çok ince olduğu için, tutkal altına geçiyor ve kolayca yapışıyor. Tüm desenleri yapıştırdıktan sonra, üzerine iki kat daha peçete tutkalı sürdüm. Bir tek verniklenmesi kalmıştı. Tabii bir de içine güzel çiçekler ekilmesi...

Biz sonuçtan çok memnun kaldık. Arkadaşım saksılarını çok sevdi. Plastik objelere peçete çalışması yapmak ne kadar akıllıca onu bilemiyorum. Çünkü plastiğin üzerine tutunması güç. Özellikle yıkanacak objelerde böyle bir çalışma yapılmasını tavsiye etmiyorum. Ama saksıların dış kısmı suyla temas etmeyeceği için sanırım uzun süre dayanır. 
Blog arkadaşım Rimma, plastiklerin üzerini parlaklığı gidene kadar zımparalayıp çalışmalarını öyle yaptığından bahsetmişti fakat denemediğim için bu konuda bir fikrim yok. 
Plastiklerin üzerine çalışma yapıyor musunuz? Yapıyorsanız nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Değişik ve işe yarar yöntemleriniz varsa ve paylaşırsanız sevinirim :)


15 Kasım 2011 Salı

Kapı Önü Gazeteliği

Dün gece sevgili Nurdan'la telefonda konuşurken, "yeni şeyler yayınlasana, benden utanın:)" dedi. E haklıydı da, bu kadar da tembel olunmaz ki... Bekleyen yazıları bile düzenleyip yayınlayamıyorum :)  Kendisinin hem iki çocuğu var (üstelik biri 1. sınıfa gidiyor), hem çalışıyor, hem de hobilerine vakit ayırabiliyor.  Ben de "seni mi kıracağım Nurdan'cım, yayınlarım tabii" dedim. Hemen  arşivimde düzenlenmeyi bekleyen resimleri seçip düzenleyip yayına hazır hale getirdim. 
Nurdan'la 6. Blog Yazarları Toplantısında tanıştık. Onu tanıdığıma çok sevindim. Kişiliği kadar blogunda sergilediği çalışmaları da harika.... Seninle tekrar görüşmeyi çok isterim Nurdan'cım. Beni çok güldürüyorsun, çok eğlencelisin :)
Şimdi de sizlere yoğun istek üzerine yine hamur kabartma çalışmalarımdan birini yayınlıyorum.
Hızlandırılmış kursta yaptıklarımıza devam ediyoruz. Sıradaki çalışmamız, bir kapı önü gazeteliği. Sanırım adı bu, çok emin değilim aslında.
Dedim ya hızlandırılmış kurs diye. O yüzden bazı objeleri sprey boya ile boyadım ki, arkadaşım Arzu'ya hamur kabartmanın nasıl olduğunu gösterebileyim.
Yapım aşamalarını fotoğraflamadım ama kısaca anlatmaya çalışayım. Önce dekupaj resmini seçip bir flash belleğe kopyaladık. Sonra bir ozalitçide 80-100gramlık kağıtlara çıktısını aldık. Kabartma yapacağımız objeleri kağıttan keseceğimiz için en az 3 tane aynı resme ihtiyacımız var.
Resmi objeye yapıştırmadan önce, aynı şekilde kesmemiz gerekli. Bunun için de, dekupaj resminin ön yüzünü objenin üzerine koyup, kenarlarından parmağımızla geçmemiz yeterli. Bu şekilde objenin şekli kağıda çıkacak ve biz de rahatça kesebileceğiz. Bu işlemi de yaptıktan sonra, dekupaj tutkalını kağıdın her yerine sürüyoruz. Sonra da, hava boşluğu bırakmayacak şekilde objeye yapıştırıyoruz. Temiz ve yumuşak bir bezle, üzerinden bastırarak yapışmasını sağlıyoruz.
Daha sonra da, kabarma yapacağımız figürleri kesiyoruz. Ben burada kuş evini, kuşları, çiçekleri ve kelebeği boyutlandırdım. 
Havayla kuruyan model hamurumuzu merdane veya makarna makinesi ile açıyoruz. Kestiğimiz resimleri dekupaj tutkalı ile hamura yapıştırıp, bir kez de merdaneyle üzerinden geçiyoruz. Sonra kretuvar yardımıyla kenarlarından kesiyoruz. 
Ben önce kuş evini kabartıp, sonra da yine dekupaj tutkalıyla objeye yapıştırdım. Daha sonra aynı işlemi kuşlar, çiçekler ve kelebek için tekrarladım. Yapıştırma işlemi bittikten sonra, tüm resmin ve kabartmaların üzerine 2 kat daha dekupaj tutkalı sürdüm. Bunun amacı kağıtları verniğe karşı korumaya almak.
Bu aşamalardan sonra, sıra verniklemeye geliyor. Sprey vernikle 5-6 kat verniklemek gerekiyor. Ben vernikleme işini Arzu'ya bırakmıştım, çünkü o kadar vaktim yoktu maalesef. Bu arada bir kaç ip ucu da vereyim; eğer hemen verniklemeyecekseniz, vernik yapacağınız zaman tozlarından iyice arındırın. Başıma geldiği için söylüyorum hiç hoş bir görüntü olmuyor :) Bir de sprey vernik kullanacaksanız, iyice çalkalayın ve ilk denemeyi objenin arkasına veya başka bir zemine yapın. Eğer ;sararma oluyorsa  o verniği beyaz yüzeylerde kullanmayın.

Bu pano da Arzu'nun öğrendiklerini tatbik ettiği bir çalışma. Yukarıdaki fotoğraflar da teknolojinin nimetleri :) Telefonla resimleri bana gönderdi ve nasıl bir şey yapacağı konusunda fikirimi aldı.
İşte arkadaşımın ablasının kafesi için yaptığı panonun son hali. Ben çok başarılı buldum. 
Tebrik ederim seni Arzu'cum.


14 Eylül 2011 Çarşamba

Çocuklarla Seramik Hamur Çalışması

Yaz tatili bitiyor, okullar açılacak yakında. Çocuklar evde çok sıkılıdılar. Sanırım çocuğu olanların sıkça duyduğu sözlerden biridir "anne canım sıkıldı." İşte o günlerden birinde, "hadi, seramik hamuruyla şekiller yapalım" demiştim. Hemen arşivime kaydettiğim Figen Abla'nın tariflerinden birini denedik.

"Figen abla tarifi
.1 bardak beyaz tutkal
.1 bardak un
.Bir kaç damla sıvı yağ
.Buğday nişastası

Hamuru yoğururken (toplam 1 fincan buğday nişastasını) nişastayı mermerin üstüne serpe serpe hamura katıyoruz... (içine doğrudan nişasta koymuyoruz, sadece yoğururken altına serpiyoruz.)
Hamurumuzu kullanırken hamur zaman zaman gevşiyor, o zaman hemen biraz un-çok daha az nişasta katarak tekrar yoğuruyoruz. Hamur gevşedikçe sürekli bunu yapıyoruz. Nişastayı sadece hamur yoğuracağımız mermerin üzerine serpeceğiz. Asla doğrudan hamura katmayacağız..." 


Hamuru hazırladım, ellerine verdim. Güzelce mıncıkladılar :)
Abisi beceremedin deyip, kardeşiyle dalga geçti.

Sonra kızım ona küstü...

Abi yüreği dayanamadı, kardeşinin gönlünü aldı. Tabii seviyor mu, dövüyor mu? Belli değil :)

Her şey normale döndüğünde, ne yapacaklarına karar verdiler. Merdaneler, kalıplar ortaya çıktı. Minik elleriyle bir şeyler yapmaya çalıştılar. Ama her zamanki gibi en sonunda kendimi hamurlara şekil verirken buldum :) "Anne bana penguen, baykuş yapsanaaa..." "Anne bana kalp, çiçek yapsanaa..."
Elimiz mahkum yaptık tabii. Yoksa ben hiç zevk almadım yani bunları yapmaktan :) Sadece çocuklarım istedi diye oynadım, pardon yaptım bu şekilleri :)
İki gün kurumaya bıraktığımız hamurları, boyamak da lazım şimdi. Aldık sulu boyamızı, yaptığımız şekilleri de paylaştık. Bir güzel herkes zevkine göre boyadı.
Çok da ciddi çalışırız :)
Sonuçta böyle minik şirin şeyler çıktı ortaya. Bazılarının arkasına mıknatıs yapıştırmayı düşünmüştüm ama çocuklar o benim, bu benim diye alınca, bana da bir yerde kullanırım diye boyamadığım güller kaldı :) 
Çocuklar çok zevk aldılar ve tekrar yapmak istiyorlar. Ben de istiyorum, yalan yok :)

Not: Ben çay bardağı ölçüsü kullandım. Bu ölçüden çıkanlar, yazının en başındaki resimde.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...