Hayal gücü ve yaratıcılık, bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırı var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar...
A. Einstein
oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2014 Cuma

Bebek Yaptım Ki :)

 2014 bitiyor ve ben bu sene gerçekten çok az yayın paylaşmışım. Aslında paylaşacak çok şey var ama son zamanlarda içimden gelmedi paylaşmak...
Neyse efendim bu minik bebeği, sevgili arkadaşım Emel'in atölyesinde (Han Dizayn) katıldığım Tilda bebek workshopundan artan kumaşlarla yaptım. Aaa ben Tilda bebeklerimi de paylaşmadım değil mi? Ah bu İnstagram yok mu, hep onun yüzünden... :)

 Bu bebeği yaptıktan sonra, kızım da kendisine anahtarlık yapmamı istedi. Tabi biraz daha küçük olsun dedi :)
 Ben de gerçekten bebek bebek yaptım :)
Bir türlü saç yakıştıramadığım bebeğimize minik bir de şapka ördüm. Bu ponponlu şapkadan kızıma ve komşumun küçük kızına da örmüştüm. Onları da yayınlamamışım ki :( Anlayacağınız boş durmuyorum. Ama iş yayın yapmaya gelince zor geliyor nedense...
Şimdilik benden bu kadar olsun. Görüşmek üzere...

4 Kasım 2010 Perşembe

Çin Ganimetleri :)


Geçenlerde eşimin Çin'e gittiğini yazmıştım. Bu yazıma yorum yapan sevgili Funda'cığım, eşimin Çin'den getirdiklerini görmek istedi. O'na eşimin incik boncuktan anlamadığını, daha çok çocuklara alışveriş yaptığını söylesem de "olsun varsın çocuk mocuk başkalarına gelen veya alışverişte aldıkları şeyleri seyretmeye bayılırım ben" :) deyince ve başka arkadaşlarım da görmek isteyince, ben de nihayet evin bilumum yerlerine dağılmış ganimetleri toplayıp, fotoğraflayabildim :)

Çin'e gidip, elektronik eşyayla dönmeden olur mu? Hele benim eşim gibi elektroniğe meraklı birisi için bu kaçınılmazdı. Bu küçük alet iPad. Küçük ama çok marifetli. Bilgisayarların yaptığı herşeyi yapıyor neredeyse. Çocukların da yeni oyuncağı oldu. Laf aramızda ben bile bayıldım :)

Dokunmatik ekranıyla kullanımı çok rahat ve keyifli. 

Çocuklar oyun oynuyorlar, hatta paylaşamıyorlar. Onlardan fırsat buldukça ben de oynuyorum çocuk gibi :)

Bu da Çin'de yapılan çay seramonisi için servis takımı. Bunu da görünce bayıldım. Gerçi, ben çay içmek için evdeki en büyük bardağı seçerim ama bunlar benim için tam seyretmelik. Mini mini çok şirinler. 

Bu tepsinin altında bir hazne var. Tam olarak nasıl kullandıklarını bilmiyorum ama, sanırım dökülen çaylar oraya dökülsün gibi bir mantığı olabilir. Nasıl uyduruyorum ama :)





İşte bunlar da, deniz kabuğu hastası oğluma biblo ve yine deniz kabuğundan yapılmış bir rüzgar çanı. Aslında fildişinden kolye uçları da almış eşim, ama oğlum nereye kaldırdıysa bulamadım onları.

Bunlar benim :)

Şu şirin surata bakın. Ne olduğunu asla tahmin edemezsiniz...

Bu şirin kız, bir kumbara. Fakat içindeki paraları almak için bir kapağı yok :( Malesef kırarak almak gerekiyor. Kızım da kıyamadığı için, biblo olarak çalışma masasınında kullanıyor. 

Pandaları hep çok sevimli bulmuşumdur. Eşim de gittiği Chengdu şehri için " burası panda ve dinazor cenneti" demişti. Tabi ki iki tane almayı ihmal etmemiş. Biri Lara'ya biri de yeğenim Yade'ye. İkisi de bayıldı ve bütün gün ellerinde gezdirdiler. Eşim minik yeğenim Ege'mi de unutmamış, ona da akrobatik hareketler yapabilen kumandalı bir araba almış.

Bu da hem gece lambası, hem de saat. Fotoğrafta çok belli değil ama değişik değişik renklere giriyor. Gece daha çok belli oluyor. Alarmı da var, kızım buna çok sevindi. Sabah okula giderken kendi alarmıyla uyanacakmış :) Bazı sabahlar uyansa bile uyuyormuş gibi yapıp, alarmın çalmasını bekliyor :)
Başka birşeyler daha vardı sanki... Ah.. evet bir de kitty aplikeli eşofman. Ona da bayıldık tabi.

Bu da benim cicim. Örnek alabilirsiniz efendim :) Bunun farklı renklisini de Yasemin'e almış.

Bunu da çok beğendim. Rengi çok yansıtamadım ama bu fotoğraftakinden çok daha güzel. Giyilmek için özel bir günü bekliyor. Bu kıyafetin beyaz ve kısa olanı da Yasemin'de. Onu da fotoğraflamamıştım. Bilmeyenler için Yasemin gelinimiz, kardeşimin eşi. Eşim, herkesi elinden geldiğince düşünmüş, birşeyler almış. Anneme ve annesine de şal almış.

Bunu sona sakladım. Canım kocacım, düşünüp bu güzel takımı hazırlatmış benim için...
Tekrar teşekkür ederim aşkım.

İnci çok zarif bir takı. Peki incinin gerçek olup olmadığını nasıl anlayacağınızı biliyor musunuz? Bilmiyorsanız size basit bir yöntem önerebilirim. Gerçek inciyi bıçakla kazıdığınızda, alttan çıkan renk de aynıdır. Hatta çıkan tozu temizlediğinizde, çizilmediğini görürsünüz. Bir de gerçek inci, yanmaz. Benimkiler de test edilip onaylanmıştır :) Şaka bir yana, böyle ürünler alırken, sertifikalı olmasına dikkat ediniz.

Biraz da Çin yemeklerine göz atalım. Bizi  en çok endişelendiren şey, eşimin orada aç kalma olasılığıydı. Damak tadları çok farklı ve bizim yemeyeceğimiz birçok ucubik şeyi yiyorlar. 
İlk gün zorlansalar da daha sonra, kendilerinin de yiyebileceği yemekler bulabilmişler. Daha çok balık ve sebze yemişler. 
Yukarıdaki hanım, bu yemeği masada hazırlamış. Getirdiği değişik sebzeler ve mantarları balıkla beraber pişirip ikram etmişler.

Görünümü pek hoş olmasa da, eşim tadının güzel olduğunu söylüyor. Önce balığını ikram ediyorlar, daha sonra kalan suyunu da çorba olarak sunuyorlarmış.

Herşey soya soslu... Ünlü markaların fast food restoranları da varmış fakat, orada da tavukları bile soya sosuna batırıp kızartıyorlarmış. Ben severim aslında soya sosu ama eşim pek tercih etmez. Mecburen yemişler tabi.

Bunlar bambu haşlaması. Eşim bunu sevmiş. Ben de, evdeki bambularımdan haşlayayım istersen sana dedim, ama istemedi :)



 Bunlar da Çin çaylarımız. Orada en fazla yeşil çay tüketiliyor. Biz de deneyelim diye, yaldızlı kutudaki çaydan demledik. Eşim, "ben oradaki çayları beğenmedim, bu çok güzel oldu" demişti. Ben de yeşil çayı pek sevmem ama şifalı diye içerim. Hatta başka bitki çaylarıyla karıştırırım tadını almamak için. Fakat bunu ben de sevmiştim. Bugün fotoğraf çekerken bir baktım üzerinde "black tea" yazıyor. Niye beğendiğimizi anladım :)


 Ekleme: Bu cicileri nasıl da unutmuşum.

14 Ekim 2010 Perşembe

Kedicik

Bu şirin kediciği sevgili Uzman amatör ördü. Onun buradaki yazısına yorum yapınca bana, daha doğrusu kızıma hediye etmek istemiş. Sonra bu yazısına beni eklemiş, ama benim gözümden kaçmıştı.  Aradan epey  bir zaman geçtikten sonra gördüm yazısını. Aslında kediciği göndereli de çok zaman olmuştu ama fotoğraf makinem bozuldu, eşim yurt dışına gitti geldi, çocuklar okula başladı derken bu zamana kaldı.

Kediciğin yanına benim için de bu şirin küpeleri eklemiş. Çok teşekkür ederim. Kızım kediyi görünce çok sevindi. Ben aslında bu yüzsüz halini beğensem de, Lara yüz yapmam konusunda ısrarlı :)


Kızım da teşekkür ediyor Uzman'cım...

29 Temmuz 2010 Perşembe

Bugünler Hep Anne- Kız Günü




Oğlumu salı günü dedesi ve halasıyla Samsun'a gönderdik. Baktı ki bizde tatile gitme olasılığı gittikçe azalıyor, o da ne yapsın kaçtı kurtardı kendisini :) İki gündür de denize gidiyor.
Genellikle gittiğimiz her yere kabile halinde gittiğimizden, eğer sadece oğlumla veya kızımla kaldığımızda o gün anne- oğul günü veya, anne- kız günü olur. Özellikle o zamanlarda onların isteklerini daha fazla yerine getirmeye çalışırım. Aynı şekilde, baba- oğul ve baba- kız günü de yaparız.
Kızıma daha önce burada anlattığım kitabı aldığımda, tatilde yapacağımıza söz vermiştim. İşte şimdi sözümü tutmanın zamanı geldi. Çünkü bugünlerde sürekli anne- kız günü...
Kızım el işlerine çok meraklı ve hevesli. Bildiğim herşeyi ona öğretmek istiyorum ama tek sorun, o solak. Solak olduğu için de örgü ve dikiş konusunda birşeyler gösterirken çok zorlanıyorum.
Lara, kitaba uzun uzun baktıktan sonra, kitaptaki keçe kalplerden yapmak istediğini söyledi. Evde keçe yoktu, daha önce temizlik bezinden kedicik yapmıştık ama bu sefer onu kullanmak istemedim. Evde şöyle bir dolaşınca, eşimin giymediği t-shirtünü gözüme kestirdim. Önce kollarını uçurduk, sonra da yakasını :) İpleri karıştırdık, en beğendiklerimizi seçtik. Sonra kızıma iğne ardı şeklinde dikmeyi gösterdim. Önce yapamayacağını sandı istemedi ama deneyince ve yapabildiğini görünce çok sevindi. Arada yamuk yumuk yapsada, devam etti. Ta ki televizyonda, bu şarkı çıkana kadar. Kendini durduramadı ve ortaya çıkıp dans etmeye başladı :) Sonuç olarak da yarım kalan işleriben tamamladım... İçine elyaf doldurma kısmında yine bana katıldı, hakkını yemeyeyim :) Nereye asacağımıza daha karar vermedik. Belki üçünü bir arada, belki tek tek kullanır, bilemiyorum. Kurdele dikilecek ve asılacaklar.
Bugünlerde böyle üç kalp kaldık... Seni özledim oğlum...



Benim küçük perim, böyle dikiş dikiyor anneannesi. Ben öğrenemedim ama galiba torunun dikiş dikmeyi de öğrenecek :)

Not: Şarkıya link vermemişim, ekledim :)

30 Haziran 2010 Çarşamba

Kedi Oyuncağı

Geçenlerde bir petshopa gittik. Malum, Pati Bey'in ihtyaçları var. Bir de tırmalama tahtası mı alsak diye düşündük. Kediler içgüdüsel olarak tırnaklarını törpülüyorlar. Bizimki sürekli evde ama yine de tırnaklarını benim antrede kullandığım Hint kilimimde sivriltiyor. Gerçi evin içinde bile avlanmayı başarıyor kendisi. Bakınız, Pis Pati Hain Pati yazıma...
Baktığımız ürünler o kadar basitti ki, bir tahta bir boru, ip ve biraz peluş... Eşim "ben bundan yaparım" dedi. Almaktan vazgeçip kendimiz yapmaya karar verdik.


Bazı parçalarını gardrobumuzun içine raf olarak kullandığımız, eski televizyon sehpasının kalan parçalarını değerlendirmek için saklamıştık. Bilgisayardan bir pati resmi çıkartıp, onu kalıp olarak kullandık. Dekupaj testeresiyle, çizdiğimiz yerlerden kesti eşim. Borunun sağlam olması için, bir de borunun boyutunda daire kestik ve onu hem yapıştırdık hem de vidaladık. Daha sonra etrafına kendir ipini doladık. Başlama ve bitiş kısımlarını zımbaladık.
Boruyu, halı satan yerlerden, kumaşçılardan bulabilirsiniz sanıyorum. Ben masam için deri aldığımda, deri kırışmasın diye bu boruya sarıp vermişlerdi.
Pati şeklini verebilmek için beyaz ve siyah peluşu uygun biçimde keserek, zımba ve silikon tabancası ile sabitledim. Üst kısmına bir delik açıp, oraya bir çubuk taktım ve ucuna da ponponları bağladım.

En çok sevdiği oyuncağını, yani faresini de bir ipe diktim ve onu da alt kısmına bağladım. Bu fare sürekli kayboluyordu zaten :)

Elimde kalan peluşlarla da tepesine bir kedi figürü yapmaya çalıştım. Burnu, çocukların ouncaklarından, bıyıkları ise poşet bağlama telinden. Kuyruğu da var dikkatinizi çekerim :)


Biz eşimle bunu yapmaya uğraşırken, oğlum; "baba niye uğraşıyorsunuz, aynısı satılıyor ya" dedi, eşim de; "evet, hazır da alabiliriz ama kendi yapmanın zevki daha başka" demişti. 150 TL'ye satılan bu ürüne, biz çok daha ekonomik bir şekilde sahip olduk. Kendimiz yaptığımız ve yaparken de çok eğlendiğimiz için bize göre değeri çok daha fazla. Bittikten sonra oğlum da çok beğendi ve "petshopta satılandan daha güzel oldu" dedi. Bu da herşeye değdi :)
Peki Pati Bey bunu kullanıyor mu? Hayır :( Sadece faresiyle oynuyor. Tırnaklarını yine halımda törpülüyor :)



17 Mart 2010 Çarşamba

Süslü Kibrit Kutuları

Bu şekilli kesen makaslara gidip gelip bakardım. Fakat nerede kullanacağımı bilemediğimden, almadan ayrılıyordum yanından. Önce sevgili Nur'un yaptığı güzel etiketleri görünce, tamam dedim, işte o makaslardan almak için bir bahanen oldu :) Sonra da Mutlu Olalım Derneği için düzenlenen Kibrit Kutusu Etkinliği için kullandım.

Çok zevkli bir çalışma. Kutuları süslerken kızım da kendisi için iki tane yaptı. Çocuklar için de güzel bir etkinlik olabilir diye düşünüyorum.

Kibrit kutularımı süslemek için, renkli fon kartonu ve dergilerden kesilmiş, çizgi film kahramanlarını kullandım. Genellikle aynı olmalarına dikkat etmeye çalıştım. Zira onların çocuk olduğunu unutmamamız gerekir. İçlerine, etiket, kendim hazırladığım minik magnetler, yine dergilerden kesip kartona yapıştırdığım yap bozlar ve renkli boncuklardan hazırladığım bileklikleri koydum. Kargom dün yola çıktı. Umarım çocuklar mutlu olurlar...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...