Hayal gücü ve yaratıcılık, bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırı var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar...
A. Einstein
tekstil kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tekstil kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2014 Salı

Minik Projeler

Yine tatil, yine çocuklar evde ve yine sıkılıyorlar... Ben de kızımla yaptığım bazı faaliyetleri sizlerle paylaşmak istiyorum ki, belki çocuklarının sıkılmalarından sıkılan annelere fikir olur :)
Büyük delikli bir tüle düz dikişle işleme yapabilirler ve çok da eğlenirler :)
Fotoğraflara bakarak, bu işleme üç günde bitti sanmayın. Hepsi aynı gün çekilmiş fotoğraflar. Kıyafet değiştirmeye bayılan kızımın dolabını görmeyin ama :)
Yaptığı bu işlemeyi sergilemek de lazım tabii... Bir atletine dikerek monte ettik ve de çok beğendik :)
Tekstil kalemleri de çok iyi bir can sıkıntısı gidericidir :) Hep kağıtlara boya yapacak değiller ya, bazen de t-shirt boyayabilirler.
Daha önce kendi çizdiği bir resmi, tişörtüne çizdi. Bu çalışmayı yapmadan önce tişörtün yıkanmış olmasına dikkat edin, çizim yapacağınız yerin altına bir karton veya dergi gibi bir şey koyarak, boyanın alta geçmesini engelleyin, sonra çocuğunuzu serbest bırakın yaratıcılığını kullansın :) En son olarak da, güzelce ütüleyin ki işlem sabitlensin... 
Biz boyamakla yetinmedik, biraz da kesme faaliyeti yaptık :) Tişört şimdi küçük geliyor. Sanırım yastık olacak :)
Bu da kızımın kendi özgün sanatsal çalışması :) Ben yaptıklarımın fotoğrafını çekiyorum ya, o da çekmiş :)
Keçeler de oyalanmak için çok işe yarıyor. Laf aramızda ben de oyalanıyorum keçelerle :)
Hayal gücümüzü genişletiyoruz. Belki bunlarla bir masal da oluşturabiliriz. Tabii daha küçük çocuklara :)
Ramazanda canım sıkıldı diye vızıldayan bir çocuk da hiç çekilmiyor :)
Bol gezmeli tozmalı, can sıkıntısız, iyi tatiller dilerim. 

17 Nisan 2012 Salı

Çanta Kurtarmaca ve Bizden Haberler

 Bu çanta nereden geldi evimize hatırlamıyorum :) Geçen hafta kızım okul gezisine gidecekti. Evdeki onca çanta içinden bunu seçti. İçine suyunu, atıştırmalıkları ve yedek kıyafetini koyacaktık. Çantanın üzeri de lekeli. Ne yaptıysam çıkmadı. Ama Lara tutturdu illa ki bu çantayla gidecekmiş :) 
Bir gün önceden ne giyecek, hangi çantayla gidecek hepsini hazırladı. Benim gözüm hala üzerindeki lekelerde tabii...
Sonra aklıma geçenlerde aldığım tekstil kalemleri geldi. Önce görünmeyen bir yerinde deneme yaptım. Biraz dağılma oldu. Bu tarz bir kumaşa olmayacağını biliyordum ama yine de düşündüğüm kadar çok bir dağılma olmadı. Pamuklu kumaşlarda daha iyi sonuç alacağıma eminim. 
Gelişi güzel bir kaç çiçek ve çimenlerle, çantanın lekeli kısımlarını kapattım :) Kızım istediği çantayla gitmiş oldu. Ben de günü kurtarmış oldum. İstediği çantayla gidemeseydi, veya istediği kıyafeti giydirmeseydim, kendini çok kötü hissedecekti... Bazen onun istediğinin dışında şeyler giydirdiğimde, mesela eşofman veya bol kıyafetler, "anne sünepe gibi oldum" der ve suratı asılır. Sonuçta da kazanır :)

Bizden haberlere gelince,
Hafta sonu annem, kardeşim, eşi ve yeğenlerim bizde kaldılar. Sabah oğluma ekmek almasını söyledim. Biz çocukken hiç itiraz etmeden giderdik. Şimdiki çocuklar mı böyle, benim çocuklarım mı böyle bilemiyorum. Çok üşengeçler...
Volkan da,"Lara gitsin" dedi.  Neyse, Lara ve Yade birlikte hoplaya zıplaya bakkala doğru gittiler. Bu arada ben kahvaltıyı hazırlamaya devam ederken, Yasemin (Yade'nin annesi) pencerede arkalarından bakıyordu. Ekmeği almış dönerlerken Yade, yerde yatan üç köpeği görüp durmuş. Eğilip onlara bakmasıyla birlikte, üç köpek birden yeğenime saldırmışlar. Ben Yasemin'in çığlıklarıyla pencereye koştuğumda, Yade koşarak eve doğru geliyordu. Eve geldiğinde korkusu yüzünden okunuyordu. Zavallı kızım benim, çok korkmuş, hatta şok olmuştu... Hemen "köpek seni ısırdı mı?" diye sorduk. Evet ısırmıştı... Isırılan yere baktık, kot pantolona rağmen, bacağına dişini geçirmeyi başarmış. Kan yoktu ama mosmor olmuştu. Biz panikten ilk müdahale olan, sabunla yıkamayı atlayıp, hemen hastaneye götürdük. Bu arada da belediyeye haber verdik. Bir süre sonra geldiler. Köpekler hala oradaydı. İki tanesinin kulağı etiketli, birinin değildi. Telefonda bana, çocuğu hangi köpeğin ısırdığını sordular. "O panikle görebilmiş midir, bilmiyorum" dememe rağmen, mutlaka öğrenmek istediler. Hepsini alamazlarmış, ısıran hangisiyse sadece onu alabilirlermiş... Mecburen, biraz da atarak, kahverengi olanın ısırmış olabileceğini söyledik. Daha doğrusu Yade öyle söyledi. Ne kadar doğru, bilemiyoruz.
Pencereden de, onları izlemeye devam ettik. Sinir içinde nasıl yakalayamadıklarını izledik annemle. Araçtan inmeden, arabanın altında yatan köpeğe, yakalama sopasını (adını bilmiyorum, hani şu ucundaki halkayı kafasına geçirdikleri alet) uzattılar. Sanki hayvan da aptaldı, ona sopa uzatılınca öylece duracaktı...
Veteriner hanımın da içinde bulunduğu araçla, sokaklar arasında tur atmaya başladılar. Ben pencereden köpeğin onları atlatıp başka sokağa girdiğini görebiliyordum. Daha ne kadar aradılar bilmiyorum ama Pazartesi sabah o köpekleri yine evimin karşısında yatarlarken gördüm.
Buradaki amaç köpeğe zarar vermek değil, fakat ısıran bir köpeğin 10 gün kontrol altında tutulması gerekiyor. Bu bir önlem. Yade 5 kez kuduz aşısı olacak. Eğer köpek sağlıklıysa, 3 doz da yeterli olacaktı.
Bizden ısrarla raporları almaları gerektiğini söyleyen görevliler, yakalayamadıkları için sanırım, bir daha ne aradılar ne sordular...
Yade'nin yaşadığı travma, annesinin yaşadığı şok, evlerine döndüklerinde ikisinin de kendilerini sıktıklarından dolayı,  ağlama kriziyle son bulmuş... 
Çocuklarımız hayvanları çok seviyorlar, sevsinler de zaten. Ama bu başı boş hayvanlar beni hem üzüyor, hem de korkutuyor. Deli gibi köpek almak isteyen Yade, artık balık almak istiyor :)

Çok uzun yazdım çok :) Şu anda evde banyo tadilatı var. Usta gidiyor, benim de biraz ortalığı temizlemem lazım. Off! 
Hoşça kalın şimdilik...

Not: Kontrol etmeden yayınlıyorum, anlaşılır yazmışımdır umarım :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...